Kimse dışardan göründüğü gibi değildir aslında. Herkesin bir arka bahçesi vardır, kimselere göstermediği, kimsenin bilmesine izin vermediği. Dışardan bakanlar seni çok neşeli olarak görürler. Ama ay ışığı camına vurduğunda, sokaklar sessizleştiğinde sende yavaş yavaş arka bahçene çekilirsin. Ordaki tek göz evinde yaşarsın belli bir süre. Belli bir süre oradaki hüznü yaşarsın.
Arka bahçedeki ev tek kişiliktir. 2. bir kişiye yer yoktur. Mesela gizli gizli şiirler hep o evde yazılır. Gizli gizli ağlanır, feryad edilir.
Genelde, bu evde hıçkırıklar boğazına tıkanır. Bu evdeyken daha çok sigara içersin, anılar kesinlikle peşini bırakmaz bu evde. İstesende kaçamazsın. ki kaçacak yerin yoktur zaten. Ne başka bir ev vardır ne de başka birisi…
Bugün size ata sporumuz olan uzun eşşekten bahsedeyim. ( yer yer uzun eşşşşek diye de telaffuz edildiği de olur )
Şimdi ilk olarak hakem belirlenir. Hakem takımlar arası eşitliği sağlamakla görevlidir. Aynı zamanda da yastık olarak görev alacaktır. Bu hakem etli butlu arkadaşlardan seçilir.
Bu arkadaşımız, şişmanlardan başlayarak takımları eşleştirmeye başlar. Şişmandan zayıfa. Takımları ayarladıktan sonra sıra ilk olarak kimin yatacağını belirmeye gelir. Burada bilinen en objektif yöntem hakemin yazı-tura atışı yapmasıdır. Kaybeden takım yatar.
Diziliş ise şöyledir ; Yastık olan arkadaşımız sağlamca bir yere ( duvar veya ağaç ) yaslanır. yatacak olan takımın ilk oyuncusu ( ki bu genelde en zayıf oyuncudur ) yastığın bacaklarının arasını kafasını sokar, omuzlarını bacaklarına dayar ve yastığın bacaklarına sarılır. Diğer oyuncular da aynı şekilde bir öndeki oyuncunun bacaklarının arasına kafasını sokar ve öndeki oyuncunun bacaklarını sıkıcı kavrar. Hazır başlamışken devamını da oku derim. Oku oku »
Bugün internette dolaşırken aşağıdaki resimlere rastladım. Başlığa da “birde yeşilçamla dalga geçersiniz ” yazmış arkadaşımız. Şimdi ilk olarak fotoğraflara bir bakalım;
En son bunları yazdınız